28 Mayıs 2017 Pazar

Parktaki kız...

Bugün sabah yavrunun burnu akmaya başladı. Dün gece neden 6 kez uyandığını da anlamış oldum böylece. Gece o kadar sinirlenmiştim ki saat başı kalktığı için, hastalığını anlayamadım diye utandım... Sonra tabii bir panik dalgası geldi; hadi ateşlenirse yine? Hadi yine o iğrenç öksürük başlarsa? Daha uyku düzenini tam toplayamadık bile son hastalıktan bu yana, hadi iyice karışırsa uyku durumları? Bunları düşündüm düşündüm darladım kendimi.

Sonra yine sosyal medyada daldan dala atlarken nasıl oldu bilmiyorum daha önce hiç okumadığım bir bloga rastladım. Sekiz aylık bebeğini kaybeden bir annenin kızına yazdıkları... Ağlamaya başlayınca okumayı bıraktım.

Başını iki yana sallayarak öğle yemeğini yemeyi reddeden yavruya kızamadım elbette okuduklarımdan sonra. İçimdeki taş gibi ağırlık gitsin diye dua ettim, yavruyu masadan kaldırdım.

Hem bir kaç işimizi halledelim hem de yağmur yeniden bastırmadan yavruyu parka götürelim diye alelacele çıktık evden anneanne ve dedesiyle birlikte. Parka vardığımızdam salıncaklardan biri boştu, hemen yerleşti minik canavarım. Yavruyu sallarken az ilerideki çocuklara gözüm takıldı. 4-5 yaşlarında bir kız, bir erkek: Tombul erkek çocuğunun aksine oldukça ince yapılı, uzun  saçlı bir kız... Bakarken anlayamadığım ama beni rahatsız eden bir şey hissettim ve küçücük çocuğa neden ruj sürmüşler, hem de bu renk dedim içimden... ve boğazıma bir cam kırığı saplandı aynı anda! Allahım çocuk hasta!!!

Hemen gözlerimi çevirdim, çocuk ya da annesi fark edip üzülmesin diye. Gözlerim önümde, bir yandan kendime gelmeye çalışır bir yandan da yavruyu sallarken, sol tarafta birilerinin olduğunu hissettim. Baktım, çocuklar yanıma gelmişler. Salıncağın demirine yaslanmış yüzüme bakıyor kız, belli ki salıncağa binmek istiyor. Yan tarafta kızını sallayan adamdan çekinmiş olacak ki, beklenti içindeki gözleri bende yavrucağın.

Yüzüne bakınca teninin gri rengini, mavi-mor dudaklarını, o hassas cildinin altındaki yeşil damarları görüyorum. Muntazam bir suratı ve yorgun gözleri var. Aynı anda bir şeyi daha fark ediyorum; ayakta duramıyor, demirlere tutunuyor beceriksizce, ama salıncağa binmek istiyor! Gülümsüyorum cam kırığını yutmaya çalışarak, "Sallanmak mı istiyorsun? Kardeş şimdi iner, sen sallanırsın tamam mı?" diyorum, başını sallıyor. Çocuk ayakta duramıyor, çocuk ayakta duramıyor, çocuk ayakta....... diyen sesle beynim zonkluyor.

Ben yavruyu kaldırmak için davranmadan yanımdaki adam kızını kaptığı gibi gidiyor. Bilmem o da yardım etmek istediği için, bilmem kendi çocuğunu korumak için. Kızını kaçırır gibi alıp gitmesi içime oturuyor. Neyseki ufaklık bunun üstünde durmuyor da hemen salıncağa geçiyor. Tombul oğlan sallıyor kızı, benim yavru da eğilip eğilip bakıyor kıza, "Ablaya en salla oğlum" deyince hemen gülümseyip el sallıyor, tabii kız da ona... Biraz içim rahatlıyor. Sonra oğlan yan çizmeye başlıyor; yoruldum annemlerin yanına gidelim diye tutturuyor. Kızcağız gitmek istemese de mecburen arkasına düşüyor, parkın diğer ucuna doğru gidiyorlar... Arkalarından bakıyorum, gözlerimi çevirmiyorum bu kez. Acaba ben mi sallasaydım diye hayıflanıyorum.

Sonra birden beni niye sallamıyorsun anlamına gelen çığlığı ile kendime geliyorum yavrunun... Artık sallanmak istemiyor, kucağıma alıyorum, burnu akmış ama yüzü gülüyor, gözü diğer oyuncaklarda, kucağımdan inmek için deliriyor. İyi diyorum, çok şükür iyi, Allahım ne olur tüm yavrular her zaman iyi olsun...

İçim yanıyor.

2 yorum:

  1. Annelik kafası diyorum ben buna.
    İnsan kendisini yavrusunun sağlığını isterken bencil bulabiliyor. Hayır sadece benimki değil bütün yavrular hemen şuan iyi olsun, hepsi sağlıklı olsun istiyor.

    Adalet gerçekten şu olurdu... Hastalık dediğn bok senin hataların yüzünden olsaydı (örn sigara kullanımı).. çocuk milletine bu çirkin şeyleri kondurmasaydı.

    Adaletten beklentim bu.

    facebook'tan ekle istersen, ben seni ekleyemiyorum?:/

    YanıtlaSil
  2. Cok güzel bir adalet tanımı olmus, keske keske öyle olsaydı... Hem belki o zaman baska yavrulari korumak icin de bir sansimiz olurdu...
    Hemen ekliyorum, ben ve gizlilik ayarlarımm işte :):s

    YanıtlaSil

Selam iki yaş (krizi)! Biz geliyoruz...

İki yaş krizine adım adım yaklaşırken yine kendimi okumalara verdim… Fakat bünye artık ebeveynlik kitabı kaldırmaz olduğu için, daha çok de...