9 Mayıs 2017 Salı

Tarihe not- uçak yolculuğu-

Dün, 13 aylık hayatının ilk uçak yolculuğunu yaptı minik tazmanya canavarı. Yalnız o ne strestir anneyle babadaki! İkimiz de uçaktan korkmayız (babası belki biraz, heheh hehehe), Ankara şartları malum; zorluk olmasın diye transfer vs. ayarlanmış, herşey tamam. Amaaaaa sinirler gergin; çünkü elimizde oto koltuğunda 5 dakikadan fazla oturmayan, sabit durmak istemediği için üç tekerli bisikletine bile binmek istemeyen onun yerine yandan tutunup yürümeye çalışan bir yavru var. Uçakta biz bunu nasıl zapt edeceğiz diye düşünüp durmaktan helak olduk.


Uçak saati yaklaştıkça karnıma ağrılar girdi, deyim olarak söylemiyorum, gerçekten karnım ağrıdı çocuk gibi..! Bir saatlik Antalya uçuşu gözümüzde büyüdü de büyüdü... Kafa kafaya verdik oyalama stratejileri düşünüyoruz falan, zannedersin olağan üstü hal için toplanmışız, bir ciddiyet bir asabiyet. Çünkü kesinlikle inanmıyoruz o daracık koltuklarda bir saat boyunca kucağımızda oturacağına. Zaten uçağın kalkış saati de tam uyku vaktine denk geliyor, e bizimki evden başka yerde uyumaz, uyku da başına vuracak mahvolacağız kaçarı yok diye kendimizi paralıyoruz. Hatta, darlanıp ortalığı yıkacağına o kadar eminiz ki yavru kalkışta korkar mı, ne bileyim kulakları tıkanır rahatsız olur mu gibi sorular aklımıza daha sonra geliyor.

Hani tatile bu kadar ihtiyacımız (tamam tamam daha çok benim) olmasa vageçeceğiz. Vazgeçmedik tabii, kuzu kuzu bindik.

Uçağa bindik ne oldu? Herşey ilgisini çekti, etrafa bakınıp durdu, öndeki arkadaştan gelen kraker ikramını havada kaptı ve yol boyu afiyetle kemirdi, yanımızda oturan orta yaşlı ciddi adamla oynamaya başladı hatta adamı güldürdü yol boyu. Biz de babasıyla salak salak bakıştık ve inanamadık. Vay anasını sayın seyirciler, yavru ilk kez kucakta oturdu. Arada bir koca sesiyle "meeaameeemmm memeemm" diye yakamı asılması dışında da gürültü bile yapmadı. Zaten gürültü yapması hiç umrumda değildi; yeter ki kendini parçalayarak ağlamasın, üzgünüm ama gürültü diğer yolcuların sorunu diye düşünüyordum, yalan yok :) (bknz sese duyarsızlaşmış ve arsızlaşmış ana modeli). Neyse, sonuç olarak gayet neşeli ve inanılmaz ama "uslu" bir 60 dakikaydı.

Bu sebeple, dönüş yolunda ne olur bilmem ama, yaşadığım en güzel yanılmaydı diyebilirim.

Tamam bazı konularda zor bir çocuk ama ben de (biz de) fazla korkak ve endişeliyim demek ki... Bu da bana ders olsun. Artık en kötü senaryo için önceden üzülmeye gerek yok. Karşımdaki bebek. Sağı solu belli olmuyor işte. Hem her gün büyüyor ve değişiyor. Bugün yaptığını yarın bırakıyor, ya da tam tersi...

Öğrenmiş oldum. Mutluyum:)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Selam iki yaş (krizi)! Biz geliyoruz...

İki yaş krizine adım adım yaklaşırken yine kendimi okumalara verdim… Fakat bünye artık ebeveynlik kitabı kaldırmaz olduğu için, daha çok de...