Bugün çok içimi acıtan bir imza attım. Fen bilimleri enstitüsünün doktora kayıt sildirme formuna, kendi isteğimle kaydımın silinmesini arz ederim diyen yerin hemen altına… Bir yandan çok ağırıma gitti, bir yandan da hayal ettiğin o kötü şey olunca garip bir rahatlama duyarsın ya, öyle hissettim.
Daha önce doktora içimde bir yara diye yazmıştım hani… Danışman hocama mı , kendime mi, çalışma şartlarıma mı, hayatın getirdiklerine mi söyleneyim bilememiştim. O dönemde evde oğluma bakıyor ve kökünden değişen hayatımı sindirmekle uğraşıyordum. Sonra işe başladım, danışmanımın yanına gittim, araştırmalar, enstitü ile bir sürü dalaşmalar derken tekrar harekete geçtim. O ayaklanma, harekete geçme hali bana gelince "kendimi affettim" dedim. Bu da bana güç verdi. Derken tez konumu biraz değiştirmek için yeniden çalıştım, uğraştım, hocamla defalarca görüştüm ve 6 aylık emeğim diğer hoca yüzünden çöp oldu. Bu da bende bardağı taşırdı. İyice bunaldım.
Evvelki gün hocamı arayıp konuştum. Artık bu mevcut tez konusunu çalışmak istemediğimi, olayların nerelere vardığını ve diğer danışmanla ilgili düşündüğüm her şeyi söyledim. Garip bir şekilde ilk kez çok destekleyiciydi. Atılmamak için önce kayıt sildirmemi bir sonraki dönem yeniden başvuru yapıp, dersleri saydırıp temiz bir sayfadan başlangıç yapabileceğimizi söyledi.
Tamam dedim!
Dilekçemi bugün yolluyorum.
İçimdeki mükemmeliyetçi aralıksız konuşuyor. Bu sefer onu susturmaya çalışmıyorum, konuşsun, söylediklerinin tamamında haksız değil. Çok çok zordu ama imkansız değildi bitirmek.
Ama… Olmadıysa olmadı! Yapamadım. Ben de başladığım bir işi beceremedim; dış etkenlerin benden kuvvetli olmasının önemi yok, sonuç olarak süresinde teslim edemedim bu tezi. Üzülüyorum evet, üzüntümü de hoş görüyorum. Kendimi seviyorum, daha çok sevicem bundan sonra. Bu süreçte olanlardan bir sürü ders çıkardım, cebime koydum.
Belki bir dahaki döneme fikrim değişir temelli vazgeçerim.
Belki canavar gibi asılırım.
Her ne olursa olsun benim kararım.
Kararlarımı da sevicem.
Bugünkü aklım, başıma bugün geldi. Dün gelmiş olsaydı, adı dünkü aklım olurdu. İşte o kadar!
Geçti bitti.
Değerimi başardıklarımla ölçmeye çalışan iç seslerim; ağzınızın üstüne kürekle vurabilirim; anlayın artık o iş öyle değil.
Seni seviyorum; “Ben”. Her ne yaptıysan ve yap(a)madıysan s(b)eni seviyorum.
Oh be!

