Hani bir laf var sosyal medyada dönüp duran, bir çocuk büyütmek için bir köy gerekli diyordu... Atasözüydü sanırım bir medeniyetin... Bir köy gerekli mi bilmem ama bir anneanne ve dede gerekli o kesin benim için. 5 haftalık memleket tatilini bitirip Ankara' ya döndük. Şu an maaile depresyondayız galiba. Hatta yavruyla ben yarışır haldeyiz kim daha çok somurtacak ve huysuzluk edecek diye. Çünkü eğlence bitti.
Yavru sabah 7.30 itibariyle bahçeye iniyordu ekip arkadaşlarıyla. Çiçek suluyor (hortumu tutup etrafı ıslatmak ya da su bidonlarını devirmek), otları çapalıyor (dede ot çapalarken bir ucundan tutarak iş yaptırmamak) ya da balkondan aşağı attığı mandalları sepete topluyordu (sepete doldurup yukarı çıkmadan evvel tekrar boşaltmak). Hiçbir şey yapamazsa, kumları alıp kafasından aşağı dökerek eğleniyordu. Ben de o sırada evde uyuyordum. Uyku. Uyumak. Mmmhhh çok güzel bir şey, daha döneli 2 gün oldu ve burnumda tütüyor... Neyse işte, gece bazen 1 bazen 5 kere de uyanmış olsa sabah fazladan 2 saat uyuyordum, ta ki "meeemeeeeeaaaaa" diyerek odamı çamurlu elleri ve ayaklarıyla basana kadar. Fazladan uyku uyumuşum, aldırmıyordum tabii.
Geldigimizden beri gece beş yüz kere falan uyanıyor. Ankara sıcak, bizim ev çok sıcak... Tüm gün güneş alıyor ve cayır cayır yanıyoruz. Hem sıcak hem de eve yeniden adapte olma derdi ile çok kalkıyor biliyorum. Ama uykum var... Sıcak yüzünden evden çıkamadık doğru dürüst. Park aktiviteleri de kesmedi tabii yavruyu, nasıl kessin? Orada en az 5 posta geziyordu. Günün finalini bahçede son kez kum banyosu yaparak tamamlıyor yıkanıp uyuyordu. Geldigimizden beri patladı çocuk. Ağlayıp duruyor ota moka... Ben de ev topluyor, çamaşır yıkıyor, yemek hazırlıyor ve aralarda bel/sırt ağrılarım yine başladı diye sızlanıp duruyorum.
Ay çok mutsuzum.
Biliyorum bir kaç güne geçecek ama çok mutsuzum. Yarın pazartesi, koca işe gidecek ve evde sabahın köründe başlayacak bir gerilim filmi olacak.
Galiba hem mutsuzum hem korkuyorum.
Baştan okumak gelmedi içimden, yayınlıyorum.
anneanne ve dede etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anneanne ve dede etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
Öcü!
İnsanların neden birbirine “öcü” gibi baktığını anlamakta zorlanıyorum. Ben de sıradan bir insan olarak bazı şeylere şaşırmaya, tanıma...
-
Oğlum, canım, akıllı bıdığım, tatlı sincabım, gamze suratım, her şeyim… Seni çok seviyorum, biliyor musun? Evet, biliyorsun, ne z...
-
Oğlum, canım, bin bilmişim, minik adamım, can parçam, Resmen 3 yaşındasın! Üstelik farkındasın; doğum günü sabahı doktora gitmek zorund...
-
Her zaman kaygısı yüksek bir insan oldum. Hani herkeste bir parça görülen; yeni bir ortama girince huzursuz olma, düzenini değiştirmemek iç...
-
Oğlum, canım, minik tazmanya canavarım, pofuduk poğaçam, herşeyim... 1 yaş mektubunu sürekli not aldığım o defterlere değil, buraya yazmak ...
-
İnsanın anlam arayışına dair havalı laflar edeceğim bir yazı yazmayı çok isterdim. Zaman zaman aradığım olmuyor değil, ben de kendi çapımda...
-
Sanki 10 saattir saatin 5 olmasını bekliyorum. Aslında işten 5’te çıkamam, niye 5 olmasını bekliyorum ki? Bilmiyorum. Hem neden bazı günle...
-
Çocuklardan önce bol geyik ve şamata için kullandığımız, (eski) adı “ kayınbro , elti, görümce” olan k ardeşim, eşi, ben ve kocamın olduğ...
-
İnsanların neden birbirine “öcü” gibi baktığını anlamakta zorlanıyorum. Ben de sıradan bir insan olarak bazı şeylere şaşırmaya, tanıma...
-
Az önce, yalnız bir annenin oğlunun doğum gününde yazdığı yazıyı okuyup ağladım. Öğlen de yine internette rast geldiğim bir hikayeye ağlam...
-
Oğlum, akıllı bıdıkım, ballı lokmam, hassas kalplim, yakışıklı tosbiğim, Dün 4 yaşına girdin! İlk kez doğum gününü çekirdek ailemizle k...