8 Şubat 2021 Pazartesi

Göktaşı

Sırtından ter akana kadar elim sende oynadıktan sonra, diş fırçalarken günün özetini geçeceği tuttu yine. Plüton'n neden gezegen sayılmayacağını (valla son durum ne bilmiyorum, salak ettiler gezegeni sayılır sayılmaz derken) anlattı ve panik içinde "bunları tekrar etmemiz lazımdı annneeaaaaa!" diye çığlığı bastı. "Bunlar"dan kastının ne olduğunu bilmediğim için aptal aptal neyi tekrar edeceğiz diye sordum, sormaz olaydım iyice panikledi. Çantasına koşup baktım; ne not var ne kağıt kreşten gelen... 

Neyse ki neleri tekrar edeceğini kendisi biliyormuş, hem de tekrar etmesine gerek olmayacak kadar! "Dünya'nın kendi etrafındaki dönüşü... 69 saat miydi kaçtı? ha! 24 saattir ve bir gün denir. Yani dünya kendi etrafında bir günde döner...." diye başladı, karadeliklerden, kristalleşmiş gaz bulutlarından çıktı. Ona değil ama bana epey bir tekrar oldu! 4,5 yaş çocuğuna bu detayları niye verdiler acaba diye düşünmeden edemedim... Neyse, göktaşları ve atmosfer sürtünmesi derken bir anda kendimizi (yine) neden dinozorlar yok oldu diye ağlamaklı halde bulduk. bilim adamı olunca onlar geri getirebileceğine inandığı için şükür ki ağlamadan konunun o kısmını geçtik.

Özetle, yatağa uzandıktan tam 1 saat sonra uyuyabildi, çünkü sustuktan sonra bile düşünmeye devam ediyordu, adım gibi eminim. Tam uyudu zannederken "Ben astronot olup uzaylılar gerçekten var mı diye gezegenlere bakacaktım ama sihirbaz da olabilirim büyüyünce" diye zıpladı, "istediğini olabilirsin yavrum ama daha akıllı olmak için dinlenmiş bir kafa lazım uyusak artık?" dedim sabrımın son çeyreği ile... İçi rahatlamış olacak ki pat diye uyuyuverdi sonra.

O uyuyunca düşündüm, ya bugün ultrasonda göğsümde gördükleri kitleye kritik veya şüpheli deselerdi?

Doktor takip edelim bir şey yok demiş olsa da içim tamamen rahatlamadı.

Ya o göktaşı benim dünyama düşmüş olsaydı???


Öcü!

İnsanların neden birbirine “öcü” gibi baktığını anlamakta zorlanıyorum. Ben de sıradan bir insan olarak bazı şeylere şaşırmaya, tanıma...