"2 yaş zıkkımı"nın her çocuktaki yansıması farklı diye düşünmeye başladım. YÜKSEK sesle ifade edilen "BEN, HAYIR, ISTEMİYORUM"lar, gölgemle mi KAVGA etsem ne yapsam diye yer aramalar, köyün eşeğini kıskandıracak bir perdeden icra edilen AĞLAMALAR ve yazılımı bozulmuş bilgisayar gibi verilen komutun TERSİNİ yapmalar ortak payda kabul edilebilir bence. Bir de bunun dışında yavrunun karakterine özgü cinslikler başlıyor bu yaşta.
Mesela bizimkisinde bir gurur var aman Allah! Daha gak guk dediği dönemlerde bile beyefendiye saygı duyalım, altını açarken bile söyleyelim anlatalım, her zaman birey olduğunu hatırlayalım diye kendimizi parçaladık. O da şu an eski filmlerden fırlamış bir tipmişcesine kendisine söylenen en ufak sözde dudaklarını titreterek ağlamaklı oluyor, "gidiyom ben" deyip arkasını dönüyor ve ayol cidden çıkıp gidiyor! Sonra gönlünü edene kadar uğraş dur...
Yeminle şöyle bi bakış atıyor sonrası zaten film sahnesi...
İnatlaşmalarımız da bu minvalde ilerliyor. Bir şeye takıyor ve artık o kadar çok "şey" e takıyor ki, ben daha o "şey"in ne olduğunu çözemeden işler kontrolden çıkıyor. Okuduğum güzel yaklaşımları uygulamaya çalışıyorum. Mesela "evet oğlum, çok sinirlendin... Kendini kötü hissediyorsun. Keşke kırmızı araban çantada olsaydı ne güzel oynardın" diye söylüyor, duygularını tanımlayarak onu rahatlatmaya çalışıyorum. Kitapta diyor ki, anlaşıldığını hissedeceği için yumuşayacak, duygularının tanımlanması ve kabul edilmesi ona iyi hissettirecek... Gerçekten de bir an gözleri ışıldıyor... Ama sonra 1 saattir kırmızı arabasını çantaya koymayı unuttuk diye parkı tepemize yıkan çocuk " ben kırmızı araba sevmem annesi! Kırmızı araba istemiyorum!" diye bağırıp burnunu havaya dikerek öteki tarafa dönüyor.
Okuduğum kitaplara, 2 yaşa ve kırmızı arabaya içimden nadide kelimelerle söverek tatlı tatlı konuşmaya devam ediyorum...
Aynı fasılın bir sinir bozucu versiyonu da uyku öncesi yaşanıyor. Doğdu doğalı kabusumuz olan uyku(suzluk) konusu tabii ki bu dönemde iyice coştu. Yaşını geçsin, gece emzirmesi bitsin, memeyi tamamen bıraksın, 2 yaşını doldursun.... o zaman iyi uyuyacak diye beklediğimiz yavrumuz inatla uyumuyorrrr uyumuyor! Yatırmak için giriştiğim zavallı çabalardan minik bir kesit:
- Oğlum bak! Uykucu tavşan (uyku arkadaşı örgü bir tavşancık) yatağa yatmış bile... Seni çok özlemiş, çok da uykusu gelmiş. Sana sarılıp yatmak istiyorum diyormuş...
-Hayır annesi öyle demiyor! Uykucu tavşanlar konusamaz annesi! Çünkü o bir tavşan!
- Aaa evet doğru. Her zaman seninle uyuduğu için ben öyle düşünmüştüm.
- Ben uyumak istemiyorum. Sen bana uyu dedin annesi ben kamyonu vınn diye sürecektim ( dudaklar titrer)
- Kamyonu da vereyim yanına. Kamyonunu çok seviyorsun. Hala onunla oynamak istiyordun biliyorum. Uykun gelince kamyonla oynayamayacaksın diye üzüldün.
-İstemiyorum wwoooaaaaaooaaaaa
.....
Her türlü bilimsel destekli çabam bu şekilde neticeleniyor. Bir kaç kez daha fazla sabredemeyip "yeter artık ben de sinirleniyorum" diye sert çıktım. Ne mi oldu? O an için yatıştı sonra daha büyük bir karşı koyma ile anamdan emdiğimi burnumdan damlalar halinde getirdi...
Durum böyle olunca, yine ehhh bu da böyle bi çocuğumuz naaapalım deyip delirtici derecedeki sevimli taraflarına odaklanmaya çalışıyorum. Böylece çivi çiviyi söker mantığıyla; kaybettiğim akıl sağlığımın geri kalanını datlu anlarda coşarak ve "çokkk seviyooommm ulan seni minnaaaaaakkk" diye bağırarak harcıyorum.
Geriye 3 (13? 23?....) yaşı umutla beklemek kalıyor.

